www.dogalbeslenme.com

 

Doğal Beslenme Ürünleri

 

ÜRÜNLERİMİZ:
BİYOÇİNKO BESLENME TAKVİYESİ:
BESİN TAKVİYESİ "KORDISEPS" KAPSÜLLER):
BESİN TAKVİYESİ "MALTA OIL VEYKAN" KAPSÜLLER):
DİYET ÜRÜNÜ ÇİFT SELÜLOZLU TABLETLER:
DOĞAL BİYOAKTİF BESİN TAKVİYESİ "CHITOZAN" :
SEA BUCKTHORN OIL :
HOLİKAN ANTIHIPERLIPID BESLENME TAKVİYESİ :
GENEL KALSİYUM:
BEYİN KALSİYUM:
SPİRULİNA :
PANGAO ZAYIFLAMA KEMERİ:
TONOMETRE TANSİYON DÜŞÜRME FONKSİYONU İÇEREN MİKROBİLGİSAYAR "ŞENFU":
KAN VE ENERJİ SİRKÜLASYON STİMÜLANI (KESS) :

 

BİYOÇİNKO BESLENME TAKVİYESİ :

Ürünün içeriği: Laktik asit, glikoz, yumurta beyazının tozu

Çinko insan bünyesi için diğer birçok elementten daha fazla önem taşımaktadır. 1958 yılında Mısır'da ve İran'da genç erkeklerde görülen vücut ile orantısız kafa büyüklüğü, ayrıca kısa boy ve erkeklik gücünün yitirilmesi gibi rahatsızlıklarla ilgili yapılan araştırmalarda, bu kişilerin şiddetli çinko eksikliğine maruz kaldıkları ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak çinko nun insan sağlığındaki rolünün bilimsel olarak kanıtlanmasından sonra 1974 tarihinde Amerikan Uluslararası Akademi Gıda ve Beslenme Konseyi tarafından çinkonun insan vücudu için birinci derecede önem taşıdığı kabul edilmiştir.

1. Çinko, elementi metabolizmada bulunan ve yüksek derecede yaşamsal önem taşıyan, sayıları 200'ü bulan hormon ve fermentin içerisinde katalizör olarak yer almaktadır. Fermentlerin aktivasyonunda önemli bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda lenf hücrelerinin oluşumunu, saç ve tırnak sağlığını, bağışıklık isteminin korunmasını, görme, tat alma duyusunun güçlenmesini, özellikle de üreme sağlığı için önemli bir mineraldir.

2.İnsan organizmasındaki hormonların for­masyonunda çinkonun önemli bir rolü vardır. Gelişme çağında boy uzamasında ve gelişimin hızlanmasında, kolajen dokular ve iskelet oluşumunda çinkonun önemi büyük tür. Yeterli miktarda çinko içeren bir beslenme, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Klinik deneyler, çinko eksikliği olan çocuk­ ların büyüme ve gelişiminin geciktiğini kanıtlamıştır. Çinkonun sağlık üzerindeki etkisi çok büyüktür.

3. Çinko cinsel sağlığı koruma ve cinsel işlevin normal bir şekilde gerçekleşmesini sağlama açısından da çok önemlidir. Çinko kadınlarda yumurtalıklarda, erkeklerde ise testisler ve prostat bezinde çok miktarda bulunmaktadır. Ama her şeyden fazla çinko mikro ele menti spermde bulunmaktadır. Bu yüzden çinko eksikliği genç evli çiftlerde dahi kısırlığa yol açabilir. İran sağlık kuruluşlarının verdiği bilgilere göre çinko eksikliği henüz çocuk yaştayken cinsel akti vasyonun gelişmemesine neden olarak gös terilmektedir.

4. Çinko mikro elementi aynı zamanda görme duyusunun sağlıklı bir şekilde çalışması ve gelişmesi açısından da çok önemlidir. Çinko elementi insan gözünde de yüksek miktarda (ortalama 21,86 mg.mol./gr.) bulunmaktadır. Özellikle retinada yüksek miktarda bulunan çinko gözlerin keskin olmasını, karanlığa adaptasyonunu ve gece görme yetisini sağlar. Günlük beslenmede gereken miktarda kalsiyum ve çinkonun
alınması çok büyük önem taşımaktadır. Bu minerallerin tamamlanması genel sağlığın kazanılması için olduğu gibi miyopun önlen mesi için de gereklidir.

5. Çinko ayrıca tat alma işlevinin normal bir şekilde yerine getirilmesini ve iştahın yerinde olmasını sağlar. Tat almaya yardımcı olan tükürükteki elementler tat alma duyusunun ağız mukozasındaki epitel hücrelere ulaşmasını sağlarlar. Çinko elementinin eksikliği durumunda ağız mukozasında hiperplazi ve keratizasyon meydana gelmektedir. Bu nedenle tat alma reseptörleri tıkanır, tat alma duyusu kaybolur ve dolayısıyla da iştah kapanır.

6. Yapılan bilimsel araştırmalar, çinkonun yaşlanmaya karşı bağışıklık kazandırdığını ve yaşlanma sürecini yavaşlattığını kanıtlamıştır. Norris, çinkonun bağışıklığı arttıran 7 etkiyi doğrulamıştır:

- Metalik fermentleri düzenler.

- DNA, RNA ve protein sentezleri için gereklidir.

- Deri hücrelerinin üremesinde, yaraların iyileşmesinde, yağ bezlerinin çalışmasında gereklidir ve kas dokularına olumlu etkisi vardır.

- Hücre zarlarının geçirimlilik fonksiyonunu sağlamak için gerekmektedir.

- Protein yapılanmasında rol alır, moleküler etkileşimlerde proteinler için yapısal destek sağlar.

- Çinko eksikliği, lenf hücrelerinde çatlaklık ların oluşmasına neden olabilecek zayıfla tıcı bir etki yaratır.

Çinkonun genel anlamda, hücrelerin yeniden yapılanması, protein sentezinin gerçekleşmesi, tat alma reseptörlerinin akti vasyonu ve bağışıklık sisteminin güçlenmesin- deki etkilerinin insan sağlığındaki öneminin yeri tartışılamaz olduğu söylenebilir.

Çin'deki bir üniversitede "yaşlılık hastalıkları" üzerine yapılan deneyler sırasında 50 yaş üzerindeki insanlara çinko ile zengin­ leştirilmiş ürünlerin verilmesi sonucunda, bağışıklık sistemlerinin güçlendiği gözlenmiştir. Erişkin insan vücudunda ortalama %0.003 gr çinko bulunmaktadır (l,4.2,3g). Günde ortalama I0-20mg çinko takviyesi gerekmektedir. Hamile kadınların ise günde 30mg çinko ihtiyacı bulunmaktadır (10mg cenin için).Yeni doğan bebeklerin çinko ihtiyacı 3,5mg'ye kadar düşmektedir. Organizmadaki çinko, deride, saçta, kanda, kemiklerde, karaciğerde, böbreklerde, pankreasta, kaslarda ve iç organlarda bulunmaktadır.

Çinko insan vücudu içinde yayılan ve insan vücudu için son derece gerekli olan bir mikro elementtir.

Yumurta, et, ciğer ve deniz ürünleri çinko bakımından zengin yiyeceklerdir. Özellikle istiridyede yüksek miktarda çinko bulunmaktadır (1000mg/kg.) Çinko, et ürünlerinde de bol miktarda bulunmaktadır. Susam ve kuruyemişler de çinko bakımından zengindir. Organik gıdaların özünde, rafine gıdalardan daha fazla çinko bulunmaktadır. Ancak asidik tuzların fazlası ve bitkisel asitler birleşerek ince bağırsakta çinkonun emilimini zorlaştırırlar. Bitkisel kökenli beslenen ülkelerin insanlarında çinko eksikliği göze çarpmaktadır. Ekonomik ya da daha değişik nedenlerden dolayı et içeren gıdaların tüketilmemesi halinde oluşan çinko eksikliğinin giderilmesi için insanların bu ürünü tüketmesi yetrlidir.
 

BESİN TAKVİYESİ "KORDISEPS" KAPSÜLLER):

Kordiseps (CORDYCEPS SINENSIS) olarak bilinen Çin Tırtıl Mantarıdır. Sadece Çin'in Tibet, Siçuan, Yunnan, Tisinhay gibi platolarında bulunan otluk ve bataklıklarda yaşayan bir tür yerel canlıdır.Tırtıl Mantarının büyümesi gerçekten şaşırtıcıdır. Bu mantar kışın bir böcek (larva formunda) kış uykusuna yattığı zaman onun dolaşım sistemine girer. Mantarın iplikçikleri larvada besin alımı sonrası o kadar hızlı bir şekilde büyümektedir ki, en sonunda herşeyi kaplayan bir kabuk oluşturur. Daha sonra tırtıl bu yüzden ölmekte ve kabuğu bir kozaya dönüşmektedir. Sonraki sene yaz mevsimi geldiğinde kurtucuğun üst kısmı yerden dışarı çıkar ve bir ot olur. Bitki kısmından CordyCeps elde edilmektedir.

Çin tırtıl Mantarı, deniz seviyesinden 3500 m yükseklikte yaşadığı için çok dayanıklı bir yapıya sahiptir. Hayatta kalmak için yalnızca o plaaolarda polygonun aviculare L, astragalus ve ophiophogon ağalarının kökleriyle beslenmektedir. Toprak altında geçen iki senelik gelişim süreci sırasında uzun bir süre açlık, soğuk ve oksijen eksikliği yaşamaktadır. Mantarın gövdesi, besin maddeleri açısından ve biyolojik bileşim açısından o platolarda yetişen bitkiler kadar zengindir.

Geleneksel Çin Tıbbı'nda Ginseng ve tüylü Geyik Boynuzu ile birlite en önemli 3 güçlü ilaç arasında yer almaktadır. Bu mantar Çin'de sağlığı korumak amacıyla 1200 seneden buyana kullanılmaktadır. çok eski zamanlarda Çinliler bu mantarı "Tanrının bir lütfu", bir tılsım olarak kabul etmişlerdir. Bugüne kadar geçen süre içerisinde, Çin Tırtıl Mantarı birçok hastalık için yeri doldurulmaz bir çare olduğunu ispatlamıştır.

PROFİLAKSİ için KORDİSEPS Kullanım Alanları:

1- Bağışıklık sisteminin düzenlemesi için kullanılan çok yüksek etkili bir çaredir. Düzenleme eğitimi iki yıldan oluşmaktadır: Hem bağışıklığı güçlendirir, hem de bazı insanlarda bulunan fazla bağışıklık gücünü azaltarak dengeler.

2- Doğal bir antibiyotiktir. Kordiseps birçok patojenik bakteriye karşı antibakteriyel bir etki yaratabilir. Bazı bakteriler, Pnömokok, streptokok ve aureus, stefilekok bunlar arasında sayılabilir.

3- Antifilojistik etkisi: Kordisepsin bu niteliği hidro kortizondan 3 kat daha yüksektir.

4- Ölçülü bir şekilde kan damarını genişleterek kalp ve akciğerdeki kan dolaşımını yoğunlaştırır. Kordiseps, kroner damardaki kan dolaşımını düzenlendiği için, damarda tıkanıklık yaratan pıhtının oluşmasını engelleyebilir.

5- Kordiseps, yorgunluğa karşı direnci arttırabilir. Oksijen açlığına karşı dayanıklılık sağlar ve kandaki lipid seviyesini azaltabilir. Sinir sistemini rahatlatır. Ayrıca hücreleri antioksidan yeteneğini arttırabilme gibi farmakolojik özellikler taşımaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz bütün farmakolojik etkileri, kordisepsin birçok hastalığın tedavisinde kullanımı için bilimsel bir temel oluşturmaktadır.

Çeşitli laboratuvar araştırmalarından ve hastane gözetimlertinden sonra KORDİSEPSin üç önemli özelliği vurgulanmaktadır:

1- Çok geniş amaçlı kullanım kapasitesi,

2- Hastalık tedavisini destekleyerek, çok daha etkili sonuçlar alınması,

3- Toksin içermemesi ve hiçbir yan etkisinin bulunmamasıdır.

KORDİSEPSİN GÖSTERDİĞİ İYİLEŞTİRİCİ ETKİLER

1- SOLUNUM YOLLARI RAHATSIZLIKLARI: Öksürük, nefes darlığı, nefes yetmezliği, terleme, akciğer zayıflığından kaynaklanan halsizlik, bitkinlik vb. Bu ürünü kullanarak rahatsızlıkların giderilmesini ve ZATÜRRE, ASTIM, AMFİZEM gibi hastalıkların tedavisinde hızlı bir iyileştirici etkiye sahiptir.

2- BÖBREK HASTALIKLARI: Modern tıp tarafından KORDİSEPS'in böbreklerdeki metabolizmayı iyileştirdiği kanıtlanmıştır.Kordiseps'in iyileştirici etkileri, böbrek hücrelerinin tüm fonksiyonlarının daha hızlı gerçekleştirilmesi, idrardaki toksinlerin ekskresyonu gerçekleşmektedir. İlaç tedavilerini böbrek dokularına ve kanallarına verdiği patolojik hasarlar, Kordiseps tarafından onarılmaktadır. Böbreklerin yeniden enfeksiyon kapmasını ve hiperfosforemiyi önler. Böbrek ve akciğer hastalıklarında görülen bel ve ayak ağrıları, emisyon ve sık idrara çıkma sorunlarının giderilmesi açısından Kordiseps çok iyi sonuçlar verebilmektedir.

3- KALP DAMARLARI HASTALIKLARI: Kordiseps, kroner damarlardaki kan dolaşımını sürekli belli bir hacim ve hzıda tutma ve kandaki kalsiyum ve fosfor dengesini sağlama konusunda çok etkilidir. Kroner hastalıkların sürekli tedavisinde çok değerli bir ilaç olan Kordiseps, kroner damarlardaki kolojen türemesi, trombositlerin oluşum ve gelişimini doldurma konusunda daha çok iyi bir etki göstermektedir. İnhibisyon katsayısı %13.3 ila %48.5'e ulaşmaktadır.

4- HEPATİT VE KARACİĞER SİROZU: Kordiseps, karaciğerin tüm fonksiyonlarını doğrudan iyileştirme gücüne sahiptir. Şu anda Çin'de karaciğer sirozu tedavisinde kullanılan en iyi çaredir. İthal edilen enterferans ilaçlar sarı ırktaki insanlar çok büyük etkiye sahip değildir ve ayrıca Kordiseps içeren ürünlerle karşılaştırıldığında, fiyatının çok daha yüksek olduğu görülmektedir.

5- KAN HASTALIKLARI: Kandaki trombositlerin normal sayıda bulunmasına rağmen vücutta çeşitli kanamaların meydana gelmesi. (Protopati, Atrombositopenik purpura) destek tedavisinde yararı görülmektedir. Lösemi hastalığının tedavisinde Kordiseps ile yapılan destek tedavisi, belli bir etki göstererek löseminin, kan kanserine dönüşmesini önlemektedir.

6- KANSER HASTALIKLARI: Kordiseps'in geniş kapsamlı farmakolojik özellikleri insan vücudunda karaciğer, böbrek, kan damaları ve solunum organları gibi en önemli organlar üzerinde yenileme etkisi gösterdiği için, tedavide bu ürün kanserin son aşamasında dahi iyileştirici etkiler göstermektedir. Kordiseps, önemli organlardaki kötü huylu tümörlerin hücre merkezlerine doğrudan müdahale ederek hasta organın iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Bu etkinin yanısıra lökosit faaliyetlerini arttırarak kimya terapisinin daha etkili olmasını sağlar. İyi huylu beyin tümörü olan hastalıkların sürekli tedavisinde Kordiseps kusursuz bir çaredir.

7- ANTİTOKSİN FAALİYETLERİ: Kordiseps toksin içermeyen tamamen doğal bir madde olmasının yanısıra, metabolizmayı iyileştirerek karaciğer, böbrek, akciğer gibi organların hücre yenilemesine ve tüm vücudun toksinler ve ilaç kalıntılarından arındırılmasına yardımcı olmaktadır.

8- GÜNLÜK HAYATTA KORDİSEPS'İN GENEL SAĞLIK KAZANDIRICI ETKİLERİ: Güçlendirme ve yeniden oluşturma etkisine sahip bir üründür. Hastalıkalrı iyileştirmek ve insanı hastalıklardan korur.

BESİN TAKVİYESİ "MALTA OIL VEYKAN" KAPSÜLLER):

Buğday Filizlerinin yağı (Malt Oil), lesitin ve B-Karoten içermektedir. Bilimsel araştırmalarda MALT OIL'E Vitamini Vinoleik Asit, 28 Karbonik Sterol ve birçok yeni keşfedilmiş biyoaktif maddeler açsıından çok zengin olduğu görülmüştür. MALT OIL, içerdiği E vitamini açısından diğer bitkisel yağlar içerisinde ilk sırayı almaktadır.

Kapsüllerde bulunan MALT OIL birçok iyileştirici etkiye sahiptir. 28 Karbonik Sterol vücudu uyarır ve dayanıklılık sınırını arttırır. Kalbi güçlendirir. Kalbin oksijen ihtiyacını azaltır. E vitamini de insan vücudunda çok öenmli bir rol oynamaktadır. E vitmaini eksikliği insanda Anemi hasyalığına yol açabilir. Vücutta E vitamini yeterli miktarda bulunuyorsa, insan az oksijenli bir ortamda bile kendini iyi hissede ve kolaylıkla yorulmaz. E vitamini vücuttaki aşırı yağ oksitlenmesini engeller, hücre bütünlüğünü korur, metabolizmayı dengeler. Aynı zamanda kan dolaşımın düzenli bir şekilde olmasını sağlarken, kan damarları sirozu, beyin kanaması, enfarktüs miyokardı, stenokardiya gibi hastalıkları önlemektedir. Aynı zamanda vücudun en önemli iç organlarının (KALP, BÖBREK, KARACİĞER) fonksiyonlarını yükseltirken, kas dayanıklılık sevisyesini yükseltmektedir.

MALT OIL (VEYKANİ)'da bulunan yüksek derecede arındırılmış lesitin hücre zarlarının yapılanmasında önemli bir yeri vardır. Vücuttaki tüm organların hücrelerinde bulunan "hayatın temel maddesi" olarak adlandırılmaktadır. Aşağıda sıralayacağımız 6 fonksiyonu gerçekleştirmektedir:

1- Yaşlanmaya karşı, zeka ve hafızayı korur.

2- Çocukların hafızasını güçlendirir.

3- Embriyonun beyin hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur.

4- Karaciğerin yağlanmasını çok etkili bir şekilde önler.

5- Çok iyi bir kozmetik maddedir.

6- Eller ve ayaklarda kan dolaşımını düzenler.

Lesitin, E vitamini enzimine önemli katkıda bulunur. Lesitinin sağlık kazandırıcı etkisi bilinen bir gerçektir. Besin takviyesi "MALT OIL (VEYKAN)" kısaca aşırı yağ oksitlenmesini önler, doku oksitlenmesini engeller, kalp damar hastalıklarını önler, cinsel gücü arttırır, cildin ürettiği yağları yok eder. Menopozdan kaynaklanan tüm negatif etkileri ortadan kaldırır. zamansız yaşlanmayı engeller. "MALT OIL (VEYKAN)" besin desteği, sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle birçok bilim adamının dikkatini çekmiştir.


DİYET ÜRÜNÜ ÇİFT SELÜLOZLU TABLETLER:

Uzmanlar tarafından Çin'deki büyük şehirlerde ve özellikle de ekonominin gelişmiş olduğu sahil şehirlerinde hayat standartlarının yükselmesiyle birlikte, alışılagelen beslenme tarzının değişmeye başladığı gözlenmektedir. Kullanılan gıda ürünlerinde diyetsel selüloz eksikliği tespit edilmiştir. Aynı zamanda insanların daha çok, protein ve sakaroz içeren besinleri tükettiği ve bunların sonucu olarak obezite, kroner skleroz hastalıklarının, kötü huylu tümörlerin ve şeker hastalığının arttığı tespit edilmiştir.

Bu tarz hastalıklar yalnızca orta yaş üstü insanları değil, orta yaşta olanlarda ve hatta çocuklarda bile hızla artış göstermektedir. Bu durum bizi ciddi bir şekilde endişelendirmek­ tedir. Elbette bu tablo birçok etkenden oluşmaktadır. Fakat en önemli faktörlerden biri, besinlerdeki diyetsel selüloz eksikliğidir. "TİANSHİ" Şirketi bu duruma çözüm getirmek için yeni bir tür diyetsel beslenme ürünü sun maktadır: "TİANSHİ ÇİFT SELÜLOZLU TABLET".

Yapılan çeşitli araştırmalardan sonra biyoselülozun önemi, insanlar tarafından anlaşılmaya ve kabul edilmeye başlanmıştır. Çoğu uzman biyoselülozun, protein, karbon­hidrat, yağ, vitaminler, mineraller ve su gibi en önemli besinlerin arasında yer alması gerektiğine belirtmektedir. Diyetsel selüloz insan vücudunda, biyolojik maddelerin metabolizmasının normal bir şekilde işlemesi için gerekmektedir. Diyetsel selüloz kabızlığı ve sigmoid kolon kötü huylu tümörü önlemektedir. Nispeten büyük miktarda suda çözünen diyetsel selüloz ayrışarak bağırsaktaki yararlı bakteri için besleyici bir ortam yaratmaktadır. Bu bakterinin çoğalmasıyla birlikte, dışkının vücuttan çıkması hızlandırılmış olur. Bu durum, bağırsak tansiyonunu düşürebilir. Elimizdeki veriler 2l.yy'ın insan organizmasını araştıran bilimlerin yılı olacağını gösteriyor. Bu süreçte insan organizmasını araştıran bilimler;

Tüm dünyada toplum sağlığını korumak adına birçok çeşidi ve işlevi olan ürünler hazırlamışlardır. Tianshi Şirketi "İnsan sağlığını koruyarak topluma hizmet vermek" ilkesini gerçekleştirmek üzere emin adımlarla iler­ lemektedir. Bilimdeki ilerlemelere yön veren Diyetsel selüloz aynı zamanda değişik bağırsak rahatsızlıkları, kabızlık, hemoroid, bacaklarda kabızlıktan dolayı meydana gelen varikosel değişikliklere yol açan rahatsızlıkları önlemek için kullanılması gereken bir besindir. Toksinlerin bağırsaklardaki mukoza zarıyla temas süresini kısaltırken kötü huylu tümörlerin oluşumunu engeller

Diyetsel selüloz, yağ ve lipoprotein metabo lizmasına yardımcı olur. Koroner skleroz kay­ naklı kalp rahatsızlıkları hafifletebilir. Midede yağ geçiş süresini kısıtlayabilir, midedeki asidi emebilir, kolesterol ve trigliserid gibi sindirim sırasında oluşan maddelerin çözülme seviyesini azaltabilir.

Bu yüzden diyetsel selülozun, kroner hastalıkları ve damar duvarlarının sertleşmesiyle ilgili hastalıkları önlemek ve düzenlemedeki etkisi büyüktür.

Beslenme rejiminde diyetsel selüloz dozunun arttırılması durumunda epitel dokuların insüline karşı duyarlılığı artmaktadır. Diyetsel selüloz vücudun insülin ihtiyacını azaltır. Dolayısıyla diyabet hastalarında şeker seviyesi dengesinin ayarlanmasını sağlar.

Yapılan araştırmalar sırasında insülin bağımlısı I. grup şeker hastalarının tedavisinde selüloz içeren diyetsel bir beslenmenin uygulanması, olumlu bir etki yaratmaktadır. Selüloz içeren diyetsel beslenmenin, 2. grup şeker hastaları (insüline bağımlı olmayanlar) üzerindeki etkisi henüz kanıtlanmamıştır.

Diyetsel selüloz, insana tokluk hissi vererek tüketilen gıda miktarını azaltır ve böylece fazla kilo almayı önler ve mide suyunun emme tekrarını azaltarak kolelitiaz oluşumunu tama­men durdurur. Diyetsel selüloz, göğüs kanseri oluşumunu engellemektedir. Beslenmede belli bir miktar diyetsel selüloz kullanılarak fıtık, apandisit, toplardamar genişlemesi, böbrek ve idrar kesesi taşları, onikiparmak bağırsağı ülseri, pelvisteki ince toplardamarların sıkışması, hemoroid, Crohn's hastalığı, sig- moid kolon ülseri, derin toplardamarlarda kan pıhtılaşması ve buna benzer hastalıklarda ha­ fifletici bir etki yaratabilir.

Diyetsel selülozun net günlük kullanım dozu henüz belirtilememektedir. Bugüne kadar yapılan uygulamalarda ortalama verilere daya­ narak aşağıda belirttiğimiz dozlarda kullanılmasını önermekteyiz, insan kilosu hesa­ planarak, her bir kilo için günde ortalama - 0.045-0.067 gr diyetsel selüloz kullanılması, sindirim sistemini hareketlendirir.

Sürekli olarak kabızlık sorunu olanlarda için bir kilo için: 0.09 ila 0.1 l gr diyetsel selüloz almaları gerekmektedir. Normal bir kilodaki insanın 8 ila 25 gr arası diyetsel selüloz tüketmesi gerekmektedir.

Çin'de Diyetsel Selüloz içeren beslenme ürünlerinin üretilmesi ve incelenmesi henüz başlangıç aşamasındadır.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi diyetsel selüloz yetersizliği özellikle orta yaş üstü insanlarda birçok hastalığa yol açabilmektedir. Dolayısıyla diyetsel selüloz içeren beslenme ürünlerinin hazırlanması ve popüler hale getirilmesi insan sağlığını korumak ve iyileştirmek adına gerçekleştirilecek en önemli işlemlerden bir haline gelmektedir ve bu sorunu hiç gecikmeden çözmemiz gerekmektedir.

DOĞAL BİYOAKTİF BESİN TAKVİYESİ "CHITOZAN" :

Chitozan, insan vücudundaki tüm fizyolojik fonksiyonları regüle eden, %100 doğal bir üründür. Dünyada çok popüler hale gelen Chitozan, insan sağlığı üzerinde geniş kapsamlı, dengeleyici bir etki yaratmaktadır. Yaşlanma sürecini yavaşlatır, bağışıklığı güçlendirir ve çeşitli rahatsızlıklara karşı önlem olarak kullanılabilir. Aynı zamanda vücudun biyolojik ritmini regüle ederek, hastalıkların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur.

Bugün modern tıp bilimi tarafından "modern uygarlık hastalıkları" diye adlandırılan hipertansiyon, damar, kanser ve birçok alerjik ve bağışıklık hastalıklarını belirli bir ölçüde önleyebilir ve hafifletebilir. Ama ne yazık ki tüm hastalıkları tamamen iyileştirememektedir. Bugün kullandığımız ilaçların birçoğu çeşitli alerjik reaksiyonlar ve yan etkilere sahiptir. Örneğin; başınız ağrıyor, ağrı kesici ya da benzer bir ilaç aldınız, baş ağrısı geçti. Fakat mide bulantısı yaşamaya başladınız. Kısaca bir hastalığı önlediniz ya da iyileştirdiniz, ama aynı zamanda başka bir hastalığa yol açtınız. Chitozan Geleneksel Çin Tıb Teorisine dayanarak hazırlanan bir ürün olduğu için ve %100 doğal hammaddelerden üretildiği için, yan etkisi bulunmamamktadır. En önemlisi Chitozan yalnızca belirli bir hastalığı iyileştirme konusunda değil, vücuttaki tüm biyolojik ve fizyolojik fonksiyonlar için de iyileştirici bir etki yaratmaktadır.

Biyolojik dengeyi en uygun seviyede tutabilme özelliğine sahip olan CHITOZAN'ın içeriği: Kırmızı kabuklu yengeçlerin kabuklarından elde edilen iki temel madde Hitin (CHI-TIN) ve CHITOZAN'dır.

Hitin, direkt zincir polmeri biçimindeki fibrine benzeyen 1000-3000 adet Sodyum- Glikoz'dan oluşur. CHITOZAN ise monoasetilleştirme ile yani asidin ayrıştırılması-hitin'den elde edilmiş bir maddedir. Hitin'in ayrışma seviyesi ne kadar yüksek ise ürünün etkisi o kadar büyüktür.

ÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ:

1- İnsan vücudundaki mikolitik, otoliklik fermentler ve lesitin yardımıyla Chitozan küçük moleküller parçalara ayrılarak, vücutta daha çabuk absorbe oluyor. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuca göre, Chitozan'ın biyoaktif etkilerini en iyi gösterdiği form, altı moleküllü glikoamin'den polimer hale gelmiş olduğu formudur.

2- chitozan asitli ortamda çözünerek, pozitif iyonlar grubuna dönüşür. Hitin molekülleri NH Aminoasitkleri içermektedir. Asitler alkali ile reaksiyona geçince tuz oluşur. Örneğin mide suyundan aşağıda belirtilen reaksiyon oluşabilir. R-NH-HCL - R-NH+CL

3- Chitozan, hücreleri çok iyi ayırt eder. Etkiler ve hücrelerle kaynaşır. Chitozan'ın içerdiklerinden en önemli olanı gialurin asit, insan vücudu için gereklidir.

4- Hitin, çözündükten sonra jel kıvamına gelerek çok güçlü bir emilim yeteneğine sahip olmaktadır.

5- Hitin, doğal bir fibrindir. Toksin içermez ve yan etkisi bulunmamaktadır.

6- Chitin'in etkisi belirli bir organ için değil, insan vücudunun tamamı için geçerlidir.

CHITOZAN'ın Seçkin Özellikleri:

1- Ürünün ayrışma derecesi %85'den daha fazla olduğu için herhangi bir toksin maddeyi kolaylıkla absorbe etmektedir. Vücutta çözünürken altı moleküllü, glikoaminden en aktif hal olan polimer hale geçerek kanser hücreleri ile savaşır.

2- Hitin, vücuttaki hücreleri ayırt edebildiği için, antijen oluşumunu engelleyebilir. Bu madde tamamen zararsız olduğu için vücut hücreleri ile tam olarak özleşebilir.

3- Hitin bir liftir. Pozitif iyonik diyetsel, selülozdur. Selülozu lifli gıdaların tüm özelliklerine sahiptir. Sıvıyı emerek şişer ve inanılmaz bir absorbsiyon (emme) etkisi gösterir. Bu etki Chitozan'da, diğer lifli gıdalara göre çok daha yüksektir. Zararlı maddeleri mıkantıs gibi çekmektedir. Chitozan kendi ağırlığının yaklaşık sekiz katı kadar toksin, buna benzer maddeyi ve yağ moleküllerini absorbe edebilir ve bağırsak yoluyla atılırken sindirim fonksiyonunu hızlandırır. Dışkının bağırsaklardan geçiş süresini kısaltarak, bağırsaktaki tansiyonu düşürebilir. Kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Vücuttaki enzimleri etkisi altına girerek çözünür ve tamamen asimile olabilir. Bu durum, en yüksek seviyede zenginleştirilmiş bu besin selülozunun en büyük farkıdır. Chitozan yapısal özellikleri sayesinde çok özel iyileştirici özelliklere sahiptir.

CHITOZAN NERELERDE KULLANILIR?

1- KANSER HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRMEDE YARDIMCI OLARAK KULLANILABİLİR: Japon üniversitesinde bir profesör tarafından benzersiz bir deney gerçekleştirilmiştir. Kanser hücreleri alınıp, farelerin vücuduna yerleştirildikten sonra bu fareler cilt kanserine yakalanmışlardır. Bunun üzerine bilim adamları fareleri iki gruba ayırdılar. Birinci gruptaki fareler Chitozan ile tedavi edilirken, ikinci gruba hiç bir ilaç verilmedi. Deney sonucunda ilk gruptaki fareler tamamen iyileşirken, ikinci gruptakilerin hepsi öldü. Aynı deney tavşanlar üzerinde de yapıldı. Chitozan alan tavşanlardaki kanserli hücrelerin, normal hücrelere dönüşmesiyle bu tavşanlar hastalıktan kurtuldu. İnsanlar üzerinde yapılan araştırma ve deneylerde de Chitozxan olumlu sonuç vermiştir.Kanser tarafından etkilenmiş hücrelerdeki CHITOZAN etkisi şu şekilde oluşmaktadır:

1- Kanser hücrelerinin toksinlerini bastırarak onları ezer. Bilindiği gibi kansere yakalanan insanlar, hızlı bir şekilde kilo kaybetmeye başlarlar. Buna neden olan unsur, kanser hücrelerinin toksini serbes bırakmasıdır. Bu toksin, kan serumundaki Demir elementini azaltır ve anemi hastalığına yol açar. İştah kaybı başlar ve vücuttaki yağlar çözünmeye başlar. chitozan bağırsaklarda çözünerek, mono-moleküler mikro-grup şeklini alır. Sonra da kanser hücrelerine müdehale ederek, bu toksini ezer.

2- Kanser hücrelerin yok edebilen lenfli hücreleri canlandırır. İnsan vücudunda birçok lenf hücresi yer almaktadır. Örneğin; NL-LAK hücreleri. Onların benzersiz özelliği ise, nomal hücreleri kanserli hücrelerden ayırt edebilmemeleri ve kanser hücrelerini yok edebilmeleridir. Lenf hücrelerinin vücutta en etkili olduğu PH ortamı 7.4 tür. Ancak kanser hücrelerinin etrafında daha asitli bir ortam oluşmakta, bu da lenf hücrelerinin faaliyetini durdurmaktadır. Chitozan kullanımı, bu ortamın PH dengesini gerekli seviyeye getirerek, lenf hücrelerini, kanser hücrelerinin yok edilmesisne yardımcı olmak üzere faaliyete geçirir.

3- Chitozan kanser hücrelerinin vücuttaki dolaşımını engeller. Kanser hücreleri kan damaları içerisnde hareket ederler. Damarların duvarlarında son araştırmalarda bulunmuş olan 5T4 adı verilen bir molekül bulunmaktadır. Bu molekülün yardımı ile kanser hücreleri, tüm vücuda yayılmaktadır. Chitozan damar duvarlarını sık bir şekilde yapışarak kanser hücrelerini bu moleküllerle temasını engeller.

2- KOLESTEROL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR: Kolesterol kelimesi genellikle insanlarda korku yaratmaktadır. Birçok insan enfarktüs miyokard, damar ve kalp hastalıklarının kolesterol tarafından tetiklendiğini düşünmekte ve kolesterolü bir zincir olarak nitelendirmektedir. Halbuki vücutta belirli bir miktarda kolesterol bulunması şarttır. Beyin, sinir hücrelerinin ve birçok dokunun oluşması, cinsellik hormnunun salgılanması için gereken bu madde aynı zamanda karaciğerdeki yağların çözünümü ve sindirim için gereken safra asidinin oluşması için de önemli bir maddedir. Fakat vücutta kolesterol miktarı artınca o damar duvarlarına çöekrek kan dolaşımını ayrıştırı ve skleroza yol açabilir.

a- CHITOZAN VÜCUTTAKİ KOLESTEROLÜN EMİLİMİNE ENGELLEMESİ: Gıda ile birlikte alınan kolesterol, enzimler ile gerçekleştirilen temastan sonra kolesterin eter'e dönüşerek bağırsak tarafından sindirlir. Kolesterolün enzimler tarafından sindirilmesi için etrafında belli bir miktarda safra asidi bulunması gerekmektedir. Chitozan ise safra asidi ile kaynaşarak onu vücuttan çıkartır. Yani kolesterolün etrafında safra asidi yokken enzimler, onu kolester'in Eter'e dönüştürememektedirler. Bu durumda kolesterol bağırsak tarafından sindirilememektedir.

b- YAĞ ASİMİLASYONUNU ENGELLEMESİ: Chitozan bir pozitif iyonik selüloz olduğundan, kolesterolün sindirimine engel olduğu gibi yağların asimilasyonuna da aynı şekilde engel olur. Yağlar, insan vücudunda yalnızca kolesterolde değil, aynı zamanda kanda ve proteinde de bulunmaktadır. Dolayısı ile kandaki yağ seviyesi düşerken, kolesterol seviyesi de düşmektedir.

c- KOLESTEROL DÖNÜŞÜMÜNE YARDIMCI OLMASI: Safra asidi, sindirim sisteminde yer alan en önemli sıvıdır. Kolesterolden oluşmaktadır. Safra kesesi belirli bir miktarda safra asidi içermektedir. Genelde safra asidini sindirim sürecindeki görevi tamamlandıktan sonra yeniden ince bağırsak tarafından emilerek, safra kesesine geri döner. Chitozan kolesterolün emilmememsi için safra asidi ile birleşerek vücuttan atılır. Safra asidi oluşması için vücudun HLD kolesterolüne ihtiyacı vardır. Kolesterol, karaciğerde HLD şeklini alır ve bu da kandaki LDL kolesterolün düşmesine neden olur.

3- TANSİYONU DÜŞÜRÜR: Yemeklerde kullandığımız Klor ve Sodyum içeren tuzun yüksek tansiyona neden olabileceği herkes tarafından bilinmektedir. Bu etkiyi yaratn Klor maddesidir. Sodyumun böyle bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Klor ise vücutta bulunan ACE hareketsiz enzim ike reaksiyona girerek onu aktif hale getirir. Bu enzimin hareketlenmesi tansiyonu yükseltmektedir. Klor, negatif iyon grubuna ait bir elementtir. Chitozan pozitif iyonlu bir madde olduğu için Klor ile birleşerek dışkı ile beraber onu vücuttan atmaktadır. Bu durum tansiyonun yükselmesini önler.

4- ŞEKER HASTALIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Tokyo'daki Tarım akademisinde Chitozan'ın şeker hastalığına karşı etkisini kanıtlandığı bir deney gerçekleştirildi. Şeker hastalığı olan siyah sıçanlara Chitozan takviyeli yem verildi. İdrardaki şeker oranın azaldığı görüldü. Aynı deney insanlar üzerinde gerçekleştirildikten sonra, idrardaki şeker oranının düştüğü görüldü.

5- YANIKLAR VE YARALAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Chitozan ciltteki çeşitli hastalıkalrın hızlı bir şekilde giderilmesi etkisine sahiptir. Japonya'da bir hastanede bedeninde çok ağır yanık bulunan, derisinin %80'i olmayan bir erkek çocuğunun tedavisinde doktorlar Chitozan'dan yapılan suni deri kullanmışlardır. Birkaç ay sonra derinin kendini yenileyerek yanıkların hiç bir izi kalmadan yok olduğu gözlenmiştir. Böylesi mükemmel bir sonucun birkaç nedeni bulunmaktadır.

Chitozan'dan yapılan suni deri, insan vücudu tarafından kabul edilmekte, yanık bölgesine yerleşince gerçek deri ile çok kolay kaynaşmaktadır, çünkü bu suni deri insan derisine çok yakındır ve kaynaşması durumunda suni derinin çıkartılmasına hiç gerek kalmaz.

Chitozan, hücreleri canlandırarak, büyük miktarda kolojen doku üretmektedir. kolojen dokular ince bir deri oluşturarak izlerin yok olmasını sağlamaktadır.

Chitozan, yaradan akan kanı durdurur, yoğun kanamayı önler ve bunun yanı sıra yapılan araştırmalarda Chitozan'ın yaralanan bölgelerde ağrı kesici etkisi gözlenmektedir.

6- KARACİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRMESİ: Japon bilim adamlarının Chitozan'ın karaciğere etkisinin kanıtlayan araştırmaları mükemmel bir sonuç verdi. Bu araştırmada tavşanlara yüksek miktarda kolesterol içeren yem verildi. Belli bir süre sonra tavşanlarda kolesterol ve nötr yağların seviyesinin yükselmesiyle Hepatit ve Karaciğer iç yağı toplanması gözlendi. Hasta karaciğer bordoya kaçan kırmızı bir renge dönüştü. Ardından hasta tavşanlara Chitozan verilmeye başlandı. Belli bir süre sonra karaciğer kahverengi bir renk alarak tamamen iyileşti.

7- VÜCUTTAKİ ALKALİ ASİT SEVİYESİNİN DENGELEYEREK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMESİ: İnsan vücudunun çeşitli hastalıklardan koruması için alkali asidin vücudun çeşitli sıvılarında belli bir seviyede bulunması gerekmektedir. Kandaki PH dengesinin alkali seviyesi 7.4 civarında, diğer sıvıların ise 7.35 civarında bulunmaktadır. Kandaki bu seviye hemolobin tarafından regüle edilmektedir. Vücuttaki başka sıvılardan alkali ortamı yumuşatıcı bir etkiye sahip başka bir madde bulunmaktadır. Sıvılarda çeşitli hücrelerin birbiri ile reaksiyona geçmesi sırasında moleküllerin hareketlenmesiden CO2 (Karbondioksit) oluşmaktadır. Yavaş-Yavaş birikim gerçekleşirken, vücut sıvılarının oksitlenmesine yol açar. Burada bahsettiğimiz bu oksitlenme durumunda, lenfli hücrelerin bağışıklık fonksiyonu azalmaktadır. Dolayısıyla vücudun bağışıklık sistemi hastalıklara yenik düşmektedir. Chitozan, bağırsaktaki enzimler ve bakteriler tarafından çözünerek emilir ve vücuttaki sıvıların PH dengelerini 7.35'e yani normal seviyeye ulaştırır. Bağırsak sistemini düzenli bir şekilde çalıştırır.

8- VÜCUTTAKİ ZARARLI MADDELERİ ABSORBE EDEREK DIŞARI ATAR: Teknoloji ile bilimdeki gelişme ve başarılar insanlara şüphesiz büyük bir yarar sağlamaktadır; ancak bu yenilikler aynı zamanda çok büyük zararlara neden olmuşlardır. İlk sıralarda yer alanlar ise ağır metallerdir.

Ağır metaller insan vücudunu zehirleyerek, bugüne kadar görülmemiş hastalıklara yol açmıştır. Örneğin Kadmiyum (CD) zehirlenmesi kemiklerde çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Ya da civa zehirlenmesi yüzünden çeşitli ödem oluşumu gerçekleşmiştir. Butür hastalıkların tedavisi modern tıp tarafından henüz etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Ancak bu ağır metallerin Chitozan tarafından vücutta absorbe edilerek dışarı atıldığı, modern tıp tarafından kabul edilmektedir. Bunu kanıtlamak için yaşanmış bir olay mrnek olarak gösterilebilir. 21 Haziran 1993 tarihinde Japon Gaztesi "ABSAHİ SİNBUN" ülkede gündeme gelen benzersiz bir olayı tüm Dünyaya duyurdu. O günlerde Rus Devlet Yönetimi bir opersayon yapmaya karar verdi: Daha önce meydana gelen bir kaza soncuu okyanus dibinde bulunan Nükleer bir denizaltının su yüzeyine çıkarılmacaktır. Rus uzmanlar Japonyadan büyük miktarda Chitozan satın alıp onu, jöle haline dönüştürdüler. Denizaltının duvarlarının arasındaki boşluğu bu jöle ile doldurarark olası radyasyon sızıntısını engellemeyi umuyorlardı. Sonuç beklentilerden daha ümit vericiydi. Chitozan radyasyon etkisini tamamen yok etmişti. Bu olay dünya çapında sansasyonal bir etki yarattı.

9- BEL VE SIRT AĞRILARINI GİDERİLMESİ: Çin Tıbbı bölgesel kan dolaşımına büyük bir önem vermektedir. Konjesyon ve sıvı zehirlenmesi gibi terimleri yürülüğe Çin tıbbı koymuştur. Konjesyon durumunda insan metabolizması yavaşlar, vücut ateşi düşer ve bitkinlik yaşanır. Sürekli olarak üşüme hissi oluşur. Kas hücrelerinin yeterince oksiyen almaması bel ve sırt ağrılarına neden olur. Chitozan kullanılarak kan damarları genişletirlir ve tam hacimli kan dolaşımı sağlanır.

SEA BUCKTHORN OIL :

Temel İçeriği:

Fructus Hippophiae yağı : 500 mg

Jelatin : 62,5mg

Gliserin : 62,5mg

Su : 25mg

Deniz akdikeninin tohumlarının hassas bir şekilde işlenmesiyle elde edilmiştir.

Deniz akdikeni; A vitamini, C vitamini, Bl, BI2 vitamini, K vitamini bakımından zengindir. Ayrıca bu yağın içeriğinde kan dolaşım sistemi için tartışılmaz faydalan bulu­ nan doymamış yağ asitleri, linoik asit faydalı yağ asitleri ihtiva ettiğinden. Kroner kalp rahatsızlıklarının önlenmesinde, kalp kapakçıklarının sağlığının korunmasında, kalp damarlarının sağlıklı çalışmasında etkili bir besin maddesidir. İçeriğinde bulunan yağ asitleri ve bileşikler sayesinde bağışıklık sisteminin desteklenmesinde, toksinlerin vücuttan atılmasında ve toksinlerin zararlı etkilerinin yok edilmesindeki etkileri büyüktür.İçerisindeki keraton oidler, lipidler, Askorpik asit, koferoller, steroller, flavonoidler,triterpenler bakımından zengin olduğundan suda çözünen lipofilik antioksidan özelliği sergiler.

İçeriğindeki yağ asitlerinin yüz güzelliği için önemi büyüktür.Be nedenle kozmetik sektöründe kullanılmaktadır.Harici olarak ta maskelere eklenebilir ve özelliklede yüzdeki kurduğun giderilmesinde iyi sonuçlar vermek­ tedir

Kısacası bu bitkinin meyvelerinden elde edilen yağlar;Kan dolaşım sisteminin düzenlenmesinde, Kolesterol, Trigliserid seviyelerinin düzenlenmesinde,bağışıklık sisteminin desteklenmesinde, toksinlerin vücuttan korunmasında ve cilt güzelliğinde faydaları bulunan mükemmel bir besin desteğidir.İleriki yaşlarda kalp ve damar sorunlarının yaşanmaması için kullanılması gereken koruyucu bir besin öğesidir.

 

HOLİKAN ANTIHIPERLIPID BESLENME TAKVİYESİ :

HIPERLIPIDEMIDEN NE KADAR UZAKTASINIZ?

Daha iyi bir hayat sürdürmek herkesin hedefidir.   Fakat  hayat  standartlarını yükseltirken beslenmeye özen göstermeyi   unutmamalısınız,   insan   ancak dinç  ve   sağlıklı   olduğunda,   hayatını doya doya yaşayarak geçirebilir. Bugün hızla değişen  dünyaya ayak uydurmaya çalışan, çok enerji  harcayan, yoğun  strese  maruz kalan   ve   dengesiz   beslenen    insanların kanında yağ ve kolesterol oranın yükselmesi nedeniyle oluşan; dünyada hızla yayılan HİPERLİPİDEMİ adlı yeni bir hastalık ortaya çıkmıştır.

HİPERLİPİDEMİ kan serumundaki kolesterolün, trigliseridin ve kandaki LDL kolesterolünün   (Düşük Yoğunluk  Lipoprotein) yükselmesidir.   "Kötü    kolesterol"    diye adlandırılan bu yağımsı maddenin yükselme­ si, kalp ve beyin damarlarının zarar görmesine yol açan önemli ve aynı zamanda başlangıç sürecinde net   bir   belirti   bulunmadığı için de çok tehlikeli bir faktördür. Bu hastalık, damarda daralma  ve  kireçlenme oluşumuna, hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabet (şeker hastalığı),siroz   (karaciğer hastalığı) gibi  iyileşmesi zor olan rahatsızlıkların oluşmasına ve hızlı bir şekilde ilerlemesine neden olur.

HİPERLİPİDEMİ SADECE İLERİ YAŞLARDAKİ İNSANLARIN HASTALIĞI MIDIR?

İlk istatistiklere baktığımız da bu hastalığa sahip olan insanların % 70'inin ileri yaşlarda insanlar olduğunu görürüz. Dünyanın değişik ülkelerinde her sene 15.000.000 insan kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatlarını kaybet mektedir. istatistiklerin ikinci ürkütücü bir tablo ile karşı karşıya kalmaktayız: Yalnızca kroner damar hastalıkları olan insanların %7'si 40 yaş altında olan insanlardır ve Hiperlipidemi hastalarının yaş ortalaması hızla düşmektedir. Ancak bu hastalık tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Yapılan araştırmalar şunu kanıtlamaktadır: TİANSHİ şirketi tarafından üretilen besin takviyesi "HOLİKAN" hiperlipidemi hastaları için çok önemli bir nimettir, içeriğinde bulunan biyoaktif resveratrol maddesi, metabolizmayı hızlandırarak hastalığın önlemesinde önemli rol oynamaktadır.

RESVERATROL'ÜN SIRRI NEDİR?

Avrupa'da yapılan istatistiksel çalışmalar sonucunda ortaya ilginç bir durum çıkmıştır: Fransa, yağ ve kolesterol oranı yüksek olan besinlerin en çok tüketildiği bir ülke olmasına karşın, kalp ve damar hastalıklarının en az rast­ landığı ülke olduğu belirlenmiştir. Bilimadamları bunun üzerine yürüttükleri çeşitli araştırmalar ve deneylerde bu durumun Fransızların sürekli olarak kırmızı şarap tüket melerine bağlı olduğunu saptamışlardır. Kırmızı şarabın resveratrol yani "HOLİKAN" içerdiğini açıklamışlardır. Resveratrol, değişik bitkilerde bulunan antioksidan bir maddedir. En yüksek miktarda kırmızı üzüm çekirdeklerinde bulunmaktadır. Dünyadaki en güçlü Antioksidant olduğu için vücuttaki nitrik oksitlenmeyi önleyerek damarlardaki kireçlenme ve daralmaya engel olur, kan dolaşımını düzenleyerek, damarların iç duvarlarında kolesterol ve yağ kalıntılarını giderirken kalp hastalıklarını önler, bağışıklık sistemini güçlendir. Siyah üzüm çekirdeklerinden işlen­mesinden elde edilir, 1 kapsül-HOLİKAN 2.5 mg resveratrol içerir, (l şişe kırmızı şarapta bulunan miktar 2 mg'dır).

GENEL KALSİYUM:
Bu ürünümüz, büyük baş hayvan omurga kemiklerinden elde edilen kalsiyumun yanısıra, besleyici değeri yüksek birçok maddeler eklenerek üretilmiş ve geniş kapsamlı kullanım amaçlanmıştır. İnsan sağlığını korumak açısından büyük katkısı olan bu besin takviyesinin üretimi sırasında kullanılan en ileri teknoloji sayesinde, kalsiyum oranı çok yükseğe çıkartılarak (her 100gr-4000mg) aynı zamanda kalsiyumun hızlı ve etkili bir şekilde sindirilmesi için hedeflenen noktaya (%90) ulaşıldı. Vitaminler, karbonhidratlar, mineraller ve mikro elementlerden oluşan bu mükemmel karışım, günlük kalsiyum ve yararlı madde ihtiyacını karşılar ve vücuttaki beslenme dengesinin bozulmamasına yardımcı olur. Bu ürün düşük kalorilidir ve yağ oranı en aza indirgenerek üretilmiştir. Sakaroz içermeyen bu ürünün hafif ve yumuşak tadı damak zevkinize hitap eder. İçeriğinde hiçbir koruyucu madde bulunmamaktadır. %100 doğal öğelerden oluşmaktadır.


BEYİN KALSİYUM:
Bu ürünün temel maddeleri: en son teknolo¬ji kullanılarak büyük baş hayvanların kemik¬lerinden elde edilmiş kalsiyum ve lesitindir. Sinir sistemini destekleyen B grubu vitamin¬lerde içerisinde yer almaktadır. İnsan vücud¬unun kalsiyum ihtiyacını karşılayarak, sinir sis¬teminin düzenli bir şekilde çalışmasını, beyin hücrelerinin aktif hale getirilmesini, zeka seviyesinin yükselmesini sağlar. Odaklanma gücünü artırmasını sağlar. Beyin hücrelerini besleyerek yaşlanma sürecini yavaşlatır, hafızayı güçlendirir. Hücrelerin verimliliğini artırmak için kullan¬abileceğiniz en iyi ürünlerimizdendir.

SPİRULİNA :

Afrika'nın orta bölgesinde, Cad Gölü civarında yaşayan yerli halk Aborjinler, bugün insanlarda sık sık rastlanan hastalıklara hiçbir zaman yakalanmamaktadırlar. Son derece sağlıklı olan bu insanların çoğu çok uzun bir hayat sürmektedir.
Uzmanlar bu ilginç durumu araştırırken aborjinlerin besin olarak kullandığı Cad Gölü'nde yetişen, yeşil su yosununu keşfetmişlerdir. Bu yosunlara spirulina adı ver¬ilmiştir. Yapılan araştırmalar sonrasında spirulinanın insan vücuduna yararlı birçok madde içerdiği tespit edilmiştir. Spirulina büyük bir miktarda protein içermektedir: 100gr spirulina tozu 60-70 gr protein içerir, bu da soya fasulyesinde bulunan miktarın tam üç katıdır. Spirulina pro¬teininin vücut tarafından emilim katsayısı %65 ila 80'e kadar çıkmaktadır. Soya proteininin sadece %40'ı vücut tarafından emilmektedir. Bunun yanısıra spirulinanın içerdiği 18 aminoasitten 8'i insan vücudu tarafından hiç üretilmemektir.
Spirulina, insan vücuduna son derece gerek¬li olan mineral ve mikro elementler içermekte¬dir. Örneğin demir, kalsiyum, sodyum, pota¬syum, bakır, magnezyum ve manganez, çinko, fosfor, selenyum ve birçok vitamin karoten, nükleik asit, V-linolenik asit, polisakarin, manitol, klorofil, fenol, çeşitli enzimler ve biyoaktif maddeler.
1. Spirulina yüksek miktarda demir ve BI2 vi¬tamini bakımından dünyanın en güçlü besin kaynağıdır. 10 gr Spirulina tozunda bulunan demir miktarı 450 gr kuzukulağı otunda yada 320 gr ciğerde bulunan demir miktarına eşittir. Yani spirulina ciğere oranla tam 3 kat fazla demir içermektedir. Spirulina demir eksikliğini gidererek kötü huylu anemiyi önlemektedir.
2. Spirulinaların arasında büyük miktarda Polisakarit içeren yosunlar yer almaktadır.Polisakarit, radyasyonun hücrelere yaptığı etkinin azalmasına ve ilik hücrelerinin çoğalmasına yardımcı olmaktadır. Polisakarit belirli mesleklerden insanlar için çok büyük önem taşımaktadır. Spirulina içeren besin takviyelerini kullanılarak vücudun genel durumunun iyileştirilmesi olanaklıdır.
Spirulina V-linolenik asidi içermektedir. Bu madde prostaglandin oluşumunda çok önemli rol oynamaktadır. Prostaglandin normal tansiyon sağlayan biyoaktif bir maddedir. Spirulina, hücre yenilenme ve çoğalma sürecinde önemli bir rol oynamak¬tadır, çeşitli iltihaplanmaları önler ve iyileştirir, kalp ve şeker hastalığı için etkili bir çaredir. Bilim adamlarının Japonya'da yayınlanan bir raporuna göre, ağır form şeker hastaları spirulina almaya başladıktan 8 hafta sonra, şeker seviyeleri, hafif form diyabetik hastalarda gözlenen seviyeye kadar inmiştir. Aynı raporda açıklanan diğer bir bilgiye göre Japonya'da birçok insanın spirulina içeren besinleri kullanma amaçları şu şekilde sıralanmıştır: %45 çeşitli hastalıkları iyileştirmek, %25 şeker hastalığını yenmek. Yapılan deneyler şeker hastalığı tedavisinde spirulinanın inanılmaz derecede etkili olduğunu kanıtlanmıştır.
4. Çeşitli enzimler ve biyoaktif maddeler içeren spirulina, vücutta herhangi bir neden¬den kaynaklanan yaraların hızlı bir şekilde kapanmasına yardımcı olur. Deri metaboliz¬masını düzenleyerek keratodermiayı önler.
5. 100 gr spirulina 50mg B-karoten içermekte¬dir. Bu madde A vitaminine dönüşerek niktalopiyi önler. Vücudun genel gelişiminde çok önemli rolü olan A vitamini eksikliği, derinin kabuklanması, saydam skleroz,
dudak mukozasında keratoz gibi hastalıklara yol açabilir.
6. Spirulina, sülfürik sefaletin ve glikolipid içerir. Bu maddeler uzmanlar tarafından,
AİDS hastalığına karşı antijen olarak kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemini destek¬ler.
7. spirulina kolesterol ve trigliserid seviyesini düşürürken, kroner damar hastalığında aort
sklerozu önlenmektedir. Yaşlanma sürecini yavaşlatabilir. Holin sterazanın kaybedilen
etkisini canlandırabilir. Vücuttaki tüm hayati fonksiyonlar normalleşebilir.
Spirulina genel olarak içinde yararlı maddel¬er bulunan mucizevi bir üründür. SPİRULİNA "TİANSHİ" ürünlerinde bu maddeler dengeli bir şekilde bulunmaktadır.
Yapılan araştırmalardan sonra elde edilen sonuç şaşırtıcıdır. Besin maddeleri açısından 1 gr spirulina 1 kg sebzeye eşdeğerdir. Şu anda dünyada spirulina içeren beslenme takviyeleri, en çok tercih edilenler arasında yer almak¬tadır.
Çin'de Yunnan bölgesinde bulunan Tsinhay Gölü'nde büyük miktarda Yabani spirulina yetişmektedir ve yerel halk için çok büyük bir besin kaynağıdır. SPİRULİNA "TİANSHİ" tabletleri kurutulan spirulinadan modern teknoloji kullanılarak üretilmektedir.
Bünyesi zayıf olan, sık sık hastalanan, bağışıklık sistemi güçsüz olan, oksijen eksikliği yaşayan insanlar için bu ürün son derece büyük bir önem taşımaktadır. Uzun zamanlı kullanımında dahi hiçbir yan etkisi yoktur. Bir daha tekrarlamak gerekirse, spirulina yüksek miktarda çeşitli yararlı maddeler içermektedir. spirulina tozundan bir yüz maskesi yapa¬bilirsiniz. Etkisi sizi şaşırtacaktır. Birçok pahalı kozmetik markalarına ait yüz maskeleri bile böyle bir etki yaratamamaktadır. Değerli tüketiciler, birkaç tablet spirulinayı alıp toz haline getiriniz, suyla karıştırarak elde ettiğiniz karışımı yüzünüze sürünüz, yıkadığınız zaman yüzünüzün daha ışıltılı bir görünüme sahip olduğu görünce çok şaşıracaksınız. Bu durum spirulinanın gözle görünür bir etkisinin olduğudur.
Spirulina ilk olarak uzaydaki astronotlara besin olarak verilmiştir. Çünkü insan vücu¬dunun alması gereken her türlü besin maddesi içerisinde yer almaktadır.
Demir elementi, E vitamini, BI2 vitamini, Gama-linoik asit, Aminoasit bakımından dünyanın en zengin besinidir.

PANGAO ZAYIFLAMA KEMERİ:
 

"PANGAO" kemeri 21. yy'ın yeni zayıflama prensibini yağ tabakasının "spor" olarak adlandırılan hayata geçiren ilk mucizevi alettir. Yağ tabakasının "spor"u başka bir deyişle sorunlu bölgeleri egzersiz ile baskıyı yön­ lendirerek yağ dokularını harekete geçirmektedir. Kemeri kullanarak 3- 5 cm bile olan yağ tabakasını harekete geçirerek çok hızlı bir şekilde fazlalıklardan kurtularak vücut ağırlığını azaltabilirsiniz. "PANGAO" kemeri çok etkili ve güvenli bir üründür.

Zayıflama "PANGAO" kemerinin çeşitli fonksiyonları, mikrobilgisayar tarafından gerçekleştirilmektedir: Kontrol, titreşimle yapılan masaj, ısıtma ve manyetik işlemler.

1- Yağların hızlı bir şekilde yanmasını sağlar. Bu şekilde vücut ağırlığı azalmış olur.Metabolizma doğal dengesine kavuşmaktadır. Fazla yağların atılmasıyla deri düzgünlüğünü geri getirir.

2- Kemerin içindeki mıknatıs parçaları güçlü manyetik alan yaratarak,in ve yan ( pozitif ve negatif enerjiler) arasındaki dengeyi sağlamakta, küçük damarlardaki dolaşımları iyileştirmektedir.

3- Kontrol, vibro masaj, ısıtma ve manyetik etkileşim ile tedavi eder.

4- Doğum sonrası sarkıklıkları kaldırır, kaygan bir cilt oluşumu meydana getirir

5- Belinizi ince ve derinizi çekici ve sağlıklı yapmaktadır.

6- Çalışma gününün sonundaki yorgunluğu alır,yaşam enerjisi verir.Kendinizi zinde hissedersiniz.

7- Kadınların güzelliğini arttırır.

Pangao kemeri yagların hızlı bir şekilde yanmasını sağlar.Bu şekilde vücut agırlıgı azalmış olur.pangao kemeri etkili ve güvenlidir.Pangao kemerinin çalışma biçimi bir çok fonksiyona sahip bir mikrobilgisayar yardımı ile kontrol edilir.Kontrol vibromasaj,ısıtma ve manyetik etkileişm gibi fonksiyonları vardır.

Fazla yagların atılmasıyla deri düzgünlüğünü geri getirir,dogum sonrası sarkıkları kaldırır,limon kabugu görünümü sağlar,hayat gücü verir,çalışma günü sonunda yorgunlugu alır,kadın güzelliğini arttırır.Ayrıca Lüx Kemer Modelinde bayanların goğüs kaslarını çalıştırarak dikleşmelerine yardımcı olan ek aparat ve her yerde kablosuz kullanımı sağlayan bataryalar eklenmiştir.

PANGAO kemeri etkili ve güvenlidir.Benzer ürünlerden farkı; onlar sadece vibromasaj yaparken, PANGAO kemeri, ısıtma ile tedavi ve mıknatısla manyetik alan oluşturarak daha kolay etkili ve derinlemesine sonuç verebilmektedir.PANGAO kemerinin çalışma biçimi : Birçok fonksiyona sahip bir mikro bilgisayar yardımı ile kontrol edilmektedir.

TONOMETRE TANSİYON DÜŞÜRME FONKSİYONU İÇEREN MİKROBİLGİSAYAR "ŞENFU":

Bileğe takılan tansiyon düşürücü özelliği olan otomatik tonometre mikrobilgisayar SF-852 da son Japon kontrol sistemi kullanılmaktadır.

Bu da modern elektronik teknolojisinin son noktaları ve Çin geleneksel tıbbının akupunktur ve koterizasyon bilgilerini bir arada buluşturan ilk cihazdır. SF-852 cihazında iki ayrı fonksiyon bulunmaktadır: tansiyon ölçme ve yüksek tansiyonu düşürme.

Tedavi mekanizması:

-Tedavi, elektronik impuls belirli aralıklarla akupunktur noktalarına (ER BEY GOU, HEY GUAN) yapılan   küçük darbelerle gerçekleştirilir,   sonunda   mikrosirkülasyon   normal   hale gelir,    kan    damarlarının    duvarları    iyileşir, böbreklerin sekresyonu azalır. Bu şekilde tansiyon normal seviyede olur, beyin ve göz tansiyonları iyileşir.

 

Yalnızca SF-852 bilek tonometre-bilgisayarına ait özellikler:

-  Kompakt  tasarım  sayesinde  rahatlıkla yanınızda taşıyabilirsiniz

-  Bilgi saklama fonksiyonu içerir, son 7 tan siyon ölçüm sonucunu ve bir ortalama ölçümü saklamaktadır.

-  "Arama"  fonksiyonuna   sahiptir, bu fonksiyon  aracılığıyla  daha  önce  kaydedilmiş olan tansiyon ölçüm bilgilerine ulaşabilir, bu da sizin  sağlığınızı   izleme  ve  kontrol  etmenizi olanaklı kılar.

- "Sil" fonksiyonunu sahiptir: bu fonksiyon, önceden yapmış olduğunuz ölçüm  kayıtlarını silebilirsiniz.

- Geniş  LCD  ekrana ve  kullanışlı tuşlara sahiptir.  Tedavi  zamanı   isteğe göre  ayarlan­abilir. Otomatik kapanma fonksiyonuna sahiptir: Cihaz, ölçüm işlemi tamamlandıktan iki dakika sonra otomatik olarak kapanacaktır.

Yüksek Tansiyon Rahatsızlığı (Hipertansiyon):

UYARI: Hipertansiyon arterial kan damarlarının daralmasına veya bilek kan basıncı ve üst kol kan basıncı arasındaki kan basıncı değerlerindeki farklılıklar yaratan ince damar kan dolaşımını engeller.Sağlıklı insanlar için bile,bilek kan basıncı ve üst kol kan basınıcı arasındaki kan basıncı değerlerindeki farklılıklar 20mmHg (2,5 Kpa) olabilir.

Bu yüzden kendi  kan değerlerinizi kendiniz değerlendirmeyiniz ve mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Kan basıncı değerlerinin değişimi bilek ve üst kol ölçümü ile aynıdır.Kan basıncı gün boyunca değişir ve vücut kan basıncı,vücut gerginliğine veya dinlenme durumuna göre,hissetmeden 30mmHg-50mmHg arasında değişen oranlarda değişecektir.

Kan Basıncı Hakkında:

Kan basıncı,kanın arterlere doğru akarken arter duvarlarına yaptığı basınçtan ibarettir.Kalp   kasıldığı zaman basınç uygulanır ve gönderilen kan sistolik (en yüksek) basınç olarak adlandırılır.Kalp genişlerken de basınç uygulanır ve kan kalbin içerinde dolmaya başlar, buna da diastolik (en düşük) basınç denir.

Kan basıncı geniş dalgalanmalara tabi bir fizyolojik indeks olup bu durum konuşma,hareket,tavır v.b. duruma bağlı olarak değişmektedir ve gün boyunca periyodik değişikliklere bağlıdır.Ve bu sebeple, vücudun farklı bölümlerinde yapılan ölçümler (bilek veya kolun üst kısmı) , farklı kan duvarı kalınlığı ve ayrıa farklı zamanlarda yapılan ölçümler sonucunda farklı sonuçlar alınabilir.

   Ölçüm Mekanizması:

Cihaz Oscillometrik ölçüm metodunu kullanmaktadır ve otomatik olarak şişirme işlemini gerçekleştirir ve kan basıncını ölçer ve ölçülen kan basıncı değerlerindeki küçük değişimleri de gösterme kapasitesine sahiptir.

Tedavi Mekanizması (Yüksek Kan Basıncı Düşürücü):

SF852 cihazı kan basıncının stabil (sabit) duruma getirilmesini sağlayan vücut içerisndeki biyoelektriği dengeleyebilir.Araştırmalar göstermektedir ki kulaklar ve insan vücudunun diğer bölümleri arasında geniş biyoelektirik yer almaktadır.İnsanlar hasta olduğunda;direnç,potansiyel ve kapasite gibi biyoelektirik parametreleri kulaklara dayalıdır. Kulağın arka kısmında (yüksek tansiyon oyuğu) yer alan noktalar yüksek kan basıncı noktaları olarak gösterilmişlerdir.Düşük frekanslı elektronik vuruşlu akupunktur noktalarının periyodik olarak uyarılması kanalların temizlenmesine,kan akışının yönlendirilmesine,kan damarlarının açılmasına,mikro dolaşımın gelişmesine ve renin sekresyonunun azalmasına yardımcı olur ve böylece bu gibi durumlar kan basıncının dengelenmesi ve stabil olmasını sağlayacaktır.

Mikro-bilgisayarlı bilek kan basıncı monitörünün özel fonksiyonları

·       Bütün gereçlerin hepsi bir arada bulunmaktadır.

·       7 ayarlı basınç değerlerini ve 1 adet ortalama basınç değerlerini saklama için hafıza fonksiyonu

·       Hafızadaki bilgiyi silme fonksiyonu

·       Okumak için elverişli olan büyük LCD ekranı

·       Kullanıcı için kolay kullanım ve taşıma

·       Basınç düşürme tedavi zaman ayarlama özelliği sağlanmıştır

·       Otomatik kapatma sistemi


KAN VE ENERJİ SİRKÜLASYON STİMÜLANI (KESS) :

Bu Kan ve Enerji Sirkülasyon Stimülanı "TİANSHİ"yüksek teknoloji temelinde birçok bilim dalında elde edilen bilgi ve başarı birleştirilerek ortaya çıkmıştır. Bunların arasında...

- Vücudun hayat fonksiyonları temellerinde derin bilgiler

- Chinlo doktrini

- Manyetomekanik ilerlemeler

- Geleneksel Çin tıbbında yer alan ve modern bilimin ayrılmaz bir parçası haline gelen biyoholografi kavramları

"KESS" vücudu çeşitli hastalıklardan koru mak ve iyileştirmek için kullanılabilir.
Kozmetik alanında bu cihazın yeri doldurula maz.

"KESS" saat yönünde, helezon şeklinde yapılan yüksek frekanslı titreşim ile insan vücudunda bulunan biyo-noktalara ve refleks bölgelerine masaj yaparak kan ve enerji sirkülasyonunu teşvik etmektedir.

Vücudunuzdaki oksijen eksikliğini giderir, hücrelerin koruyucu niteliğini güçlendirir, kan dolaşımını düzenler, metabolizmayı hızlandırır, dolayısıyla bağışıklık sistemini güçlendirir.

"KESS", vücudun tüm sistemlerinin ve organların fonksiyonlarını senkronize ederek gerektiği şekilde çalışmasını sağlar. Chinlo kanalların iletkenliğini arttırır. Kan ve enerji sirkülasyonun tam hacminde olmasını sağlar. Sonuçta eş zamanlı olarak çeşitli rahatsızlıklarınızdan kurtulursanız.

"KESS", evinizdeki doktorunuz. Hücreleri harekete geçirerek vücudunuzun yaşam ener­ jisini yükseltir, kanı temizler ve viskozitesini azaltır. "KESS" kullanarak eski rahatsızlıklarınızdan kurtulup yeni hastalıkları önüne geçebilirsiniz.

KESS cihazı, günümüzün en son teknolojisine göre ve birçok bilim dalının ve bilim adamının ortak fikirleri içerisinde ortaya çıkarılmıştır. KESS, organizmanın sağlamlaştırılması ve sağlığın korunması için kullanılmaktadır. Kozmetolojide eşi benzeri yoktur.Yüksek frekanslı spiral şeklindeki vibrasyonların saat yönünde döndürülmesi ile, KESS insan bedeninin refleks bölgelerindeki biyonoktaları etkileyerek,masaj etkisini göstermektedir.

Fonksiyonları :

1- Kanda dolaşan enerjiyi uyarmaktadır.

2- Organizmayı oksijenle zenginleştirir.

3- Hücrelerin savunma özelliklerinin güçlenmesine yardımcı olur.

4- Hücreleri aktive eder.

5- Kan dolaşımını hızlandırarak madde alışverişini normalize eder.

6- Bağışıklık sistemini güçlendirir.

7- Organizmanın bütün sistemlerini ve organların işlevlerini dengeler.

8- Kanda dolaşan enerjiyi arttırır.

9- Kanı temizler ve yogunluğunu azaltarak sıvılaşmasına yardım eder.

KESS' in düzenli kullanılması sayesinde eski hastalıklardan kurtulup yenilerine karşı dirençli olur ve korunabilirsiniz.







 

BESLENME VE DİYET
SAĞLIKLI BESLENME
ASTIM ve BRONŞİT
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI
UNUTKANLIK VE BEYİN YORGUNLUĞU
YAŞLANMA VE SAĞLIK
STRES
KRONİK AĞRI VE YORGUNLUK...
DOĞAL MASKELERLE CİLT BAKIMI
OSTEOPOROZ: kemik erimesi

TIENS Sağlık Ürünleri İle Sağlığınızı Koruma

Doğal beslenme ürünleri








Doğal Beslenme Ürünleri © 2007 • Tüm Hakları Saklıdır